Peygamberin Vasiyeti-Kırtas olayı

(1/5) > >>

bozkurtshamil:
Kırtas Hadisesi
Soru:
Caferiler, Peygamber Efendimiz(asm) hasta ikenvasiyetini yazmak için kağıt istediğini ama Hz.Ömer'in buna maniolduğunu söylüyorlar. Doğruysa niye Hz.Ömer böyle bir şey yaptı?

Cevap:
         
Kırtas Olayı

a) Kağıt (Kırtas) ve Kalem İsteği Karşısında Sahabilerin Tavrı:

Hz.Ebubekirin halife seçilmesiyle yakından ilgili olan “Kırtas Olayı”ndansöz etmek gerekir. Çünkü Şiilerin, hilafetin Hz.Ali’nin hakkı olduğunadair ileri sürdükleri delillerden biri bu olaydır.(1)

ResuliEkrem (sav) hastalığının iyice ağırlaştığı son günlerinden birinde,vefatından 5 gün öncesi, Perşembe günü, “Bana kağıt kalem getiriniz;size benden sonra hiçbir zaman yolunuzu şaşırtmayacak bir yazı yazayım(vasiyette bulunayım)” buyurmuştu.

O sırada yanındaki sahabileribunu duydular. Hz. Ömer de bu sözleri duyanlar arasındaydı.Resulullah’ın bu isteğini, “Resulullahın hastalığı ağırlaştı. YanımızdaALLAHın kitabı var. O bize yeter” diye yorumlayarak kalem ve kırtas(kağıt) getirilmesine karşı çıktı. Bize göre, Hz. Ömeri bu düşünceyesevk eden husus, Resulullahın Hicretin 10. yılı sonunda, yaniZilhicce’nin 18. günü, ölümünden 2 ay 10 gün kadar önceki sözleridir. Ozaman Resulullah (sav) şöyle buyurmuştu:

Ey İnsanlar! İyi bilinki, bende ancak sizin gibi bir insanım. Çok geçmeden, Yüce Rabbiminelçisi (Azrail) bana gelecektir. Bende onun davetime icabet edeceğim.Mutlaka ben size iki kıymetli ve hürmeti ağır şey (es- Sakaleyn)bırakıyorum. Bu ikisinden birincisi, Yüce ALLAH’ın Kitabı’dır ki onuniçinde hidayet ve nur vardır. ALLAHın kitabına sımsıkı sarılınız.;ikincisi de, Ehli Beytimdir. Ehli beytime muamele hususunda size ALLAHıhatırlatıyorum. (2)

Resulullahın son zamanlarında söylediği buve benzeri hadisi şeriflerde; ümmetin sapıtmaması için iki şeye iyiyapışması tavsiye ediliyor. Kuranı Hakim ve Ehli Beyt veya Kuranı Hakimve Sünnet… Müslümanlar bu iki şeye sımsıkı sarıldıkları müddetçesapıtmayacaklardı. Zaten Ali Beytinden muradı da Sünneti Seniyyesi idi.Çünkü Ehli Beyt de bütün Sahabei Kiram gibi Sünnetin muhafızı idiler.Cibilliyeten Sünnet’e taraftardırlar.

Bize göre, Hz. Ömer butavsiyeyi esas alarak, hasta halde yazılacak bir tavsiyeye karşıçıkmıştır. Ona göre Hz. Peygamber (sav) zaten çok yakın zamanda, dahaönce ümmetin nasıl hareket ederse sapıtmayacağını açıklamıştır. Şimdiağır hasta halinde Müslümanların elinde içi tamamen hidayet olan KuranıHakim ve ondan ayrılması mümkün olmayan ve neredeyse değerde onayakın(3) Sünneti Seniyye varken, Resuli Ekremin (sav) bir tavsiyesineihtiyaç yoktur. (Resulullah (sav) H. 11. yıl 12. R. Evvel, Pazartesigünü vefat etmiştir.)

Hazreti Ömerin kağıt kalem getirilmesinekarşı çıkışını oradaki sahabilerden bir kısmı desteklemiş bu görüşüyerinde bulmuştur. Sahabilerin bir ksmıda Hz. Ömerin görüşünüdesteklememiş ve bu görüşe karşı çıkmıştır. Onlara göre kağıt kalemgetirilmeli ve Resulullahın tavisyesi alınmalıdır. Bu konuda her ikitaraf arasında tartışma uzayıp sesler yükselince Resulullah (sav)“Yanımdan kalkınız; benim yanımda tartışma olmaz. Beni kendi halimdebırakınız,(4) buyurmuştur. Böylece Resulullah (sav) huzurundakitartışma ve Kırtas olayı sona ermiştir.

b) İbni Abbas ve Hz. Aişe’ye Göre Kırtas Olayı

el-Kamilegöre, İbni Abbastan rivayet edilen Kırtas olayı şöyledir. Hicretin 11.yılı, Rebiülevvel ayı başında Resulullahın vefatından beş gün önce,yani Perşembe günü(5) “Resulullah hastalığı ve ağrısı şiddetlendi.(Hatta ağrısındn dolayı iki yanaklarının gözlerinden yaşlar akıyordu.)Bunun üzerine o şöyle buyurdu: “İtuni bi divatin ve beydae = Bana birdivitle bir beyaz/sahife getirin. Ektub lekam La tudıllune ba’di ebeden= Ben size, benden sonra ebediyen sizi saptırmayacak bir yazıyazıyorum.” fe tenaze’u = Bunun üzerine onlar/sahabiler, Nebi’ninkatında tartışma uygun olmadığı halde tartıştılar(6) ve şöyle dediler:“Mutlaka Resulullah (sav) hastalığından dolayı sayıklıyor.(7) Bunu ona(onun yanında) tekrarlamaya başladılar. Bunun üzerine o (Resuli Ekrem),“Beni yalnız bırakınız. Benim üzerinde olduğum şey, beni kendineçağırdığınızdan daha hayırlıdır.” buyurdu ve üç şeyle vasiyet etti:“Müriklerin Ceziretül Arabdan çıkarılması, (Medineye) gelen heyetlerinonun ağırladığı gibi ağırlanması.” (Olayı rivayet eden) İbni Abbasşöyle dedi: “Üçüncüsünden (üçüncü tavsiyeyi yapmaktan)kasten sustu veyaben onu unuttum.(8)

Görüldüğü gibi, burada olay biraz dahadeğişiktir. Resulullah (sav) kağıt ve kalemle vasiyet ve emredeceğişeylerin ikisini açıklamış, birinide ya açıkladığı halde ravi unutmuşveya açıklamamıştır. İbni Esir’e göre Kırtas Olayı böyledir.

Hz. Peygamberin hanımı Hz. Aişe Validemizden rivayet edilen bir hadisi şerifi de, Kırtas Olayıyla ilgili görmekteyiz.:

Hz.Aişe (ra) bu konuda şöyle buyurmuştu: Resulullah (sav) hastalandığındabana şöyle dedi: “Bana baban Ebu Bekiri ve kardeşini (Abdurrahmanı) biryazı yazmam için çağır. Çünkü gerçekten ben, bir temenni edicinin şöyletemenni etmesinden ve ben öldükten sonra şöyle demesindenkorkuyorum:“Ene evla = Ben bu işe (hilafete) daha layıkım.” Sonra Resulullah,ALLAH ve mü’minler ancak Ebu Bekire razı olur.”(9) değerlendirmesiniyaparak bundan vazgeçmişti.

Görüldüğü gibi burada, hastalıkgünlerinde hilafetle ilgili yazılmak istenen yazı Hz. Ebu Bekiriilgilendirmektedir. Bu rivayet, değerlendirmede esas alınırsa, Hz. EbuBekirin hilafete layık olduğunu gösterdiği gibi, onun halife oluşununihtilafları önleyeceğine de işaret etmektedir. Ayrıca Resulullahtansonra, yönetimde kendisinin ilk halife olacağı işaretinide buradançıkarabiliriz.

c) Kırtas Olayı ve Vasiyet Nazariyesi

Şiilerşu veya bu şekilde nakledilen Kırtas Olayını; çok sonraları –burasıönemlidir- siyasi bir malzeme yaparak, imametin “vasiyet” nazariyesine,Sünnetten delil olarak sunma yoluna gittiler.(10) Bu olayın yorumunuilla Hz. Alinin hilafetiyle ilgili göstermek için elinden geleniyaaptılar. Şii anlayışa göre, Hz. Muhammed (sav) ancak Hz. Aliyi halifetayin etmek için kağıt ve kalem istedi; onun ne vasiyet edeceğini iyibilen Hz. Ömer ve benzerleri bunu engellediler; böylelikle hilafet, Hz.Ali’nin elinden haksız olarak “gasb” edildi. Böylece sahabiler -haşa-zalim, gaspçı hatta kafir ve mürted oldular.(11) Çünkü şiaya göre,imamet = hilafet ALLAHın tayiniyledir. Peygamberleri ALLAH nasıl tayinediyorsa, imamları/ halifeleri de O tayin eder. Bu tayin de, ALLAH veResulullah tarafından yapılacaktır. Tayin “nass”la ve Resulullahınbilidrmesiyle olur. Yahut nassla imam olan, kendisinden sonraki imamıbildirir. Bu husustaki hüküm nübüvvetteki hükmün aynısıdır. İnsanlarınimam intibah etmeye hakları yoktur. İmam, resulullahın naibi olduğuiçin onun hilafetinin ALLAH ve Resulullahın izniyle gerçekleşmesigerekir. İmamı halk seçerse imam/halife üzerinde etken olurlar. Bu isesöz konusu olmaz.

Şii inanca göre, Kırtas Olayından dolayısahabilerin; Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman’ın suçları pekbüyüktür. Onlar ALLAHın tayin ettiği ve Hz. Peygamberin bildireceğiimamı kabul etmemişlerdir. ALLAHın tayin ettiği imamı kabul etmemek,onlara göre, sahabileri, Hz. Ömeri, Hz. Ebu Bekiri ve Hz. Osmanı küfreve irtidada kadar götürebilir. Onların, az bir grup hariç, sahabe veHulefai Raşidinden üçüne düşmanlıkları buradan gelir.(12) OysaSünniler, sahabiler arasında bir ayrım yapmadıkları ve onlarınhiçbirine dil uzatmadıkları gibi, Şiileri de ehli bidattan olan mü’minve müslümanlar olarak kabul ederler. (13)

d) Dört Noktadan Şia’da İmametin Önemi

Şiilerdeİmamet çok önemlidir. Sünnilerde imanın şartı altıdır. Onlarda iseimanın şartı şu gelecek beş şeydir: Tevhid, nübüvvet, adalet, öldüktensonra dirilmek ve imamet.

Onlara göre bir insanın müminolabilmesi için, imamların(14) tek tek ALLAH ve Resulullah tarafındantayin edildiğine, imametin kıyamete kadar Hz. Ali soyundan kimselerdedevam edeceğine inanması gerekir. Bazılarına göre, imamet/hilafetesasına inanmayanda mü’min sayılabilir. İmamlar günahsızdır, nebilergibi masumdurlar; suçtan, yanılmaktan, yanlış iş görmekten, unutmaktanve her türlü aşağılıktan korunmuşlardır. İmamlar şeriati koruyan veicra eden kimseler olduklarından, onlarında peygamberler gibi masum vegünahsız olmaları gerekir.(15) Aksi takdirde kendilerine güvenilmez.

Onlaragöre, imamlar, bütün ilahi hükümleri ve ilimleri bilirler. Bunları Hz.Peygamberden yahut kendilerinden önceki imamlardan öğrenmişlerdir.Onlar başkalarından ve bir öğretmenden öğrenmeye muhtaç değillerdir.Yeni bir şeyi ilhamla öğrenirler. Bütün suallere cevap verirler.“Bilmiyorum” demezler. Hatta, cevap için beklemezler, düşünmezler vecevabı ertelemezler.(16)

Şiaya göre, imam, ALLAHın kullarına birhüccettir, delildir. İmam ALLAHın yer yüzündeki hüccetidir. İmamlarolmasaydı, insanlar İslami hükümlere uymamak konusunda mazurgörülürlerdi. Yani teklif ve sorumluluk ancak imamla mümkündür. BunaNisa Suresinin 121. ayeti delil getirilir: “Kendilerine bir Peygambergeldikten sonra insanların ALLAH katında bir bahaneleri kalmasın diyebiz insanlara Peygamber gönderdik.(17)

Nebi göndermek hüccetolduğu gibi imam göndermek de bir hüccettir. İranda ki “Hüccetullah”“Ayetullah” “Ayetullahül-Uzma” unvanları burdandır.

Şia imamınagöre, her türlü durumda, imama itaat farzdır. İmamlara/halifelere itaatALLAH’a itaattir. Onları seven ALLAH’ı sever. Onların emirlerinireddeden, ALLAH’ın ve Resulullah’ın emirlerini reddetmiştir. İmamlarmasum olduğuna göre, hiç hata yapmayacaklarından, ilahi ilimleri vehükümleri bileceklerinden, onların emri her zaman ALLAHın emridir.(18)

Sunnilikteise... Halifeler de birer insandır; hata yapabilirler. Onların ALLAH'aisyan sayılan emirlerine itaat gerekmez.. Peygamberlerden baska masumkimse yoktur. En büyük sahabilerin ve velilerin de hataları olabilir.

e) Kırtas Olayının Kısa Tahlili

Kisaca iizerinde durdugumuz Kirtas Olayını birkaç noktadan tahlil etmekte fayda vardır.

Birincisi:Aslında küçük bir teferruat olan Kirtas Olayında Ashab-ı Kiram'ın hepsiaynı fikir ve tavırda değildir. Sahabiler başka konularda da farklıgorüşler içinde olabilmişlerdir; bu son derece normaldir. Sonuçta Hz.Ömer ve onun gibi düşünenlerin fikirlerinin ağırlık kazandığı, kağıt vekalem getirilmemesinden anlaşılmaktadır.

İkincisi: KırtasOlayından sonra, Resulullah (s.a.v.) ve Sahabilerden bir kısmı,diğerlerini zalimlikle, gasbla ve imamın tayinini engellemeklesuçlamamışdır. Zulum ve gasb olsaydı, önce Hz. Peygamber sonrahakperest ve adil olan sahabiler ve hakkın taraftarlığı için her şeyiniortaya koyan Hz. Ali de (r.a.) aynı tarzda davranırlardı.

Üçüncüsü:Hz. Peygamber'in (s.a.v.) son hastalığında, sadece Kırtas Olayı değil,Hz. Fatıma'yla, Hz. Osman'la ve diğer Müslümanlarla ilgili başka başkaolaylar da olmuştur.(19) Bunlardait biri de, yukanda geçtiği üzere, Hz.Ebu Bekir'le ilgilidir. Nedense şiiler, yalnız Kırtas Olayına büyük yerve önem vererek, bu olayı zorlamalarla ve tekellüflüte'villerle/yorumlarla Hz. Ali'yle (r.a.) ilişkilendirmekistemektedirler.

Dördüncüsü: Her ne kadar divit ve sahifegetirilmese de, Resulullah vasiyetini yapmamış değildir. İbn-iAbbas'tan (r.a.) gelen bir nakle gore, vasiyetini "sözlü" olarakyapmıştır. Bu takdirde yine bir engelleme ve Hz. Ali'nin imam nasbedilmesi soz konusu değildir. Resulullah, Kırtas Olayından sonra 5 günyasamıştır.

Beşincisi: Kırtas Olayı, meydana gelişinden çoksonra, şiiliğin siyasi malzeme olarak işlediği veüistünde yorumlarürettiği bir olaydır. Bu olayın Hz. Ali'nin halife nasb edilmesiyledogrudan bir ilişkisi olsaydı, hemen ve Hz. Ebu Bekir'in halifeseçilmesinde, Hz. Ali taraftarlarınca dile getirilmesi gerekmez miydi?

Altıncısı:Hz. Aişe'den gelen bir rivayete göre, Resulullah'ın son hastalığında,hilafetle ilgili bir yazi yazılması isteği ve vasiyeti, aslında Hz.Ali'yle ilgili değil, Hz. Ebu Bekir'le ilgilidir. Fakat Sunniler boylebir rivayet olduğu halde, bunu şiller gibi dallandırıp budaklandırarak,"Hz. Ebu Bekir'in hilafete tayini" gibi yorumlamamışlardır. Sahabilerde boyle bir yola bas-vurmamışlardır. Bunu ancak Hz. Ebu Bekir'inhilafetine ve hilafete liyakatine, yalnız "küçük bir işaret"sayabilmişlerdir.

Yedincisi: Hz. Peygamber'in hastalığı aşağıyukarı 13 gün kadar sürmüştü. Perşembe günü kağıt/kırtas ve kalem/divitistedikten sonra, ResuluIIah (s.a.v.) 4 gün daha yaşamıştı.(20) Buarada, başka birçok emir, talimat ve tavsiyede bulundu. Hatta, vefatedeceği gün iyice zindeydi; namaza gelen sahabiler, "iyice iyileştiği"kanaatine bile varmışlardı. Hz. Ebu Bekir de bu kanaate vararak,Medine'ye, mescide 2 mil/3 km kadar mesafede bulunan Sunh'taki evinebile gitmisti.

Eger Resulullah (s.a.v.) hilafet konusunda illabir tayinde, vasiyette, direktifte bulunacak olsaydı, bunu 4 güniçinde, şöyle veya böyle yapardı. Oysa o artık bu olay üzerindedurmamış ve çok önemli bulmadığı için de bundan vazgeçmiş olabilir.

Konuyu bu gibi noktalardan değerlendirirsek daha sağlıklı ve dengeli bir sonuca gitmemiz kolaylaşacaktır.

f) Sunnilerin, Şia İmamet İnancına Bakışı

Yukarıdaki açıklamalar Sunni bakış açısı tarafından bu noktalardan değerlendirilebilir:

İmamiyye'yegore iman, imamete inanmakla tamamlanabilir. İmamet nübüvvetindevamıdır. Sünnilere gore ise, imamet füruattandır. Ayrıntı sayılır.İman esaslarından değildir. İmanın esasları altıdır.

Şia'yagöre, imam nasb etmek ALLAH Teala'ya viicub-u zatiyla vacibdir.(21)Sünnilere göre de halife tayin et­mek vacibdir. Yalnız bu,Müslümanların çeşitli şekillerle onu hilafete nasb etmesiyle olur.

Şia'yagore imamlar/12 imam peygamberler gibi masumdurlar. Giinah islemezler.ALLAH'ın, kendilerine itaati emrettiği kimselerdir. Onlar, ALLAHilminin hazinesi, vahyin mübelliği ve tevhidin rükünleridirler. Küçükbüyük günah işlemezler. Ehl-i Sünnet'e göre, peygamberlerden başka hiçkimse masum degil­dir. Hatta, sahabiler ve onların en önde gelen!eribile giinah işleyebilirler. Ehl-i Siinnet, ashabın tümüne dil uzatmasabile, onlann da küçük büyük günah işleyebileceğini kabul eder.Halifeleri ismetle, hatasızlıkla ve suçtan masumiyetle tavsif etmez.Onlar da suç işleme konusunda diğer insanlar gibidirler, hataedebilirler.

Şiilere göre, imamların ismetini/günahsızlığınıinkar eden kimse, onları tanımıyor demektir. "Onları tanımayan (cahil)kimse ise kafirdir."(22) Kabirde onlara göre, "Rabbin kim, peygamberinkim?" sorusundan sonra "Imamın kim?"diye sorulacaktir. "İmamım Ali'dir"diyenler kurtulacaktır.(23) İmami tanımamak bir bakıma kurtuluşaerememenin sebebidir. Ehl-i Sünnet'te halifelerin günahsızlığını kabuletmek gibi bir sey yoktur. Kabir sualinde de böyle bir soru söz konusudeğildir.

Şiilerde imamet, Hz. Resulullah'tan sonra, Hz. Alisoyundan olan belli kimselere üstünlük sağlar, onları ismet derecesineyükseltir; baskalarında bulunmayan "ozel bir bilgi"ye sahip olduklanhususunu ortaya koyar. Ehl-i Siinnet'e göre, Resulullah'tan başka ismetsıfatına haiz bir kimse olmadığı gibi, onlar sahabiler ve Musliimanlararasında ozel bilgiye sahip bir zümreyi kabul etmez. Kur'an'ı veİslam'ı her Müslüman bilip ögrenebilir. İlahi ilimleri bilmek Hz. Alisoyundan (Ehl-i Beyt) bir gruba inhisar ettirilemez; bu, Kur'an'ınruhuna ve özüne aykırıdır. ALLAH yanında kerimlik (üstünlük, değer veşeref) ancak takva iledir. Fakat, Ehl-i Sünnet, Hz. Peygamber'insoyunu, Ehl-i Beytini çok sever; onlara tazimde bulunur.(24)

Şiileregöre imamet, Hz. Ali soyundan olan kimselerin hakkıdır. Sünnilere göreise, hilafet kesin belli bir sülale ve zümrenin inhisarında değildir.Hulefa-i Raşidin bunun en güzel örneğidir.

1- Bu konudagetirilen diğer deliller için bkz. Ehl-i Beyt, Hz. Aliyle ilgili hadisişerifler; Tarihul Hamis, II, 200; Adam Mezz. Onuncu Yüzylda İslamMedeniyeti, ter. Salih Şaban, İstanbul 2000, s. 87-88; Peyg. Hayatı,II, 708.
2- Ahmed b. Hanbel. Müsned, I-IV, Beyrut, ty. IV, 369; EhliBeyt, 45, 78; el- Kamil, II, 320; Onuncu Yüzyılda İslam Medeniyeti, s.87; Şibli Numani. Hz. Ömer ve Devlet İdaresi, I-II, terc. Talib YaşarAlp, İstanbul 1980, s. 1000 vd.
3- Sakaleyn tabiri bu değer yakınlığına işaret eder. Bkz. El-Mufredat, s. 79; Ehli Beyt, s. 45.
4- Müsned, I, 325; İbni Sad. Et- Tabakatul-Kübra, I-VIII, Beyrut, ty. II, 242; Hizmetli. İslam Tarihi, s. 456; el-Kamil, II, 320
5- Hz. Peygamber Pazartesi günü vefat etmiştir.
6- Kimi divitle sahifenin getirilmesi, kimide getirilmemesi taraftarıydılar.
7- “İnne Rasulellahi SallALLAHu aleyhi ve selleme Yehcüru.”
8- el-Kamil, II, 320; Hizmetli, İslam Tarihi, s. 456; Sah. Buhari, IV, 66,
9-et-Tac, III, 309; K. Fezail. Müslim Fezailus-Sahabe, 11; el-Halebi,İnsanul Uyun, I-III, Beyrut 1980, III, 456; İslam ve Hilafet, s. 156,
10- Hizmetli, İslam Tarihi, s. 437.
11- Fığlalı, E. Ruhi. İtikadi İslam Mezhepleri, İstanbul 1985, s. 127-128.
12-İtikadi İslam Mehepleri, s. 127-128; İslam ve Hilafet, s. 135 vd;Muhammed Rıza el-Muzaffer. Şia İnançları, terc. Abdülbaki Gölpınarlı,İstanbul 1978, s. 50, 57-58.
13- İtikadi İslam Mezhepeleri, s. 127 vd;
14- On İki İmam.
15- Şia İnançları, s. 51-52
16- A.g.e., s. 52 vd.
17- Nisa, 4/121
18- Şia İnançları, s. 53 vd.; İtikadi İslam Mezhepleri, s. 118, 127-129; Hz. Ömer ve İslam İdareleri, s. 100.
19- Siretun-Nebi, IV, 328; Ensara iyilik tavsiyesi.
20- Hz. Ömer ve Devlet İdaresi, s. 100, 104. Bkz. Sah. Buhari, K. İlm.
21- İtikadi İslam Mezhepleri, s. 129; Hizmetli, İslam Tarihi, s. 514.
22-İtikadi İslam Mezhepleri, s. 128; el-Kummi, Ebu Cafer İbni Babeveyh,Risaleti İtikadatil- İmamiyye, Şii İmamiyyenin İnanç Esasları, terc. E.Ruhi Fığlalı, Ankara 1978, s. 113.
23- A.g.e., s. 130.
24- İtikadi İslam Mezhepleri, s. 141-142; Ehli Beyt, 1 ve 2. bölümlere bkz.; Hizmetli, İslam Tarihi, s. 514.
Doç. Dr. Murat Sarıcı
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör

Kaynak: www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=11476

Kamuran:
Alıntı sahibi: bozkurtshamil üzerinde 17 Nisan 2009, 13:44:17


Ey İnsanlar! İyi bilinki, bende ancak sizin gibi bir insanım. Çok geçmeden, Yüce Rabbiminelçisi (Azrail) bana gelecektir. Bende onun davetime icabet edeceğim.Mutlaka ben size iki kıymetli ve hürmeti ağır şey (es- Sakaleyn)bırakıyorum. Bu ikisinden birincisi, Yüce ALLAH’ın Kitabı’dır ki onuniçinde hidayet ve nur vardır. ALLAHın kitabına sımsıkı sarılınız.;ikincisi de, Ehli Beytimdir. Ehli beytime muamele hususunda size ALLAHıhatırlatıyorum. (2)

Resulullahın son zamanlarında söylediği buve benzeri hadisi şeriflerde; ümmetin sapıtmaması için iki şeye iyiyapışması tavsiye ediliyor. Kuranı Hakim ve Ehli Beyt veya Kuranı Hakimve Sünnet… Müslümanlar bu iki şeye sımsıkı sarıldıkları müddetçe sapıtmayacaklardı. Zaten Ali Beytinden muradı da Sünneti Seniyyesi idi.Çünkü Ehli Beyt de bütün Sahabei Kiram gibi Sünnetin muhafızı idiler.Cibilliyeten Sünnet’e taraftardırlar.

Bize göre, Hz. Ömer bu tavsiyeyi esas alarak, hasta halde yazılacak bir tavsiyeye karşıçıkmıştır. Ona göre Hz. Peygamber (sav) zaten çok yakın zamanda, daha önce ümmetin nasıl hareket ederse sapıtmayacağını açıklamıştır. Şimdi ağır hasta halinde Müslümanların elinde içi tamamen hidayet olan Kuranı Hakim ve ondan ayrılması mümkün olmayan ve neredeyse değerde onayakın(3) Sünneti Seniyye varken, Resuli Ekremin (sav) bir tavsiyesine ihtiyaç yoktur. (Resulullah (sav) H. 11. yıl 12. R. Evvel, Pazartesigünü vefat etmiştir.)

 

Bozkurtşamil kardeşim kırmızı ile belirttiğim yorum kime ait,ALLAH aşkına söylermisiniz.Sorularla islamiyet sitesinden sorulara cevap veren kişinin yorumumu bu yoksa bir kitaptan falan alıntı mı?

Bu ne saçmalık ALLAH aşkına,Bir Peygamberden bahsediyoruz,Ne demek resulullahın yazdıracağı bir vasiyete gerek yoktu,Fe sübhanALLAH,Aklımı yitireceğim,bir yaşıma daha girdim,bu yorumu yapan islami bir kişilik mi gerçekten merak ettim.
Resulullah boş bir iş,gereksiz bir eyleme imza atmış öyle mi?

bozkurtshamil:
İnceledim 2 ve 3. numaraların aşağıda nerelerden alıntılandığı mevcuttur. Makeleyi Doç. Dr. Murat Sarıcı yazmış. Yorum da ona ait.
---------------------------------------
''Bu ne saçmalık ALLAH aşkına,Bir Peygamberden bahsediyoruz,Ne demek resulullahın yazdıracağı bir vasiyete gerek yoktu,Fe sübhanALLAH,Aklımı yitireceğim,bir yaşıma daha girdim,bu yorumu yapan ISLAMi bir kişilik mi gerçekten merak ettim.'' demişsiniz.
Arkadaşım linki tamamen okuyunuz zira hepsini açıklaması birden var. Zira vefat etmeden önce Kur'an'ın nazil olması bittiğine ve sünnet-i seniyye açıklandığına göre bşka bir şeye ihtiyaç olmadığı söylenmiş. Ayrıca peygamberin yorgunluğu ve ağır hastalığı olduğu için fazla rahatsız edilmemesi gerektiğini söyleyenler olmuştur. Herkes dışarı çıktığında zaten ne vasiyet edileceği de Hz.Aişe tarafından bildirilmektedir. Olduğu gibi alıntılıyorum:

Hz. Aişe (ra) bu konuda şöyle buyurmuştu: Resulullah (sav) hastalandığında bana şöyle dedi: “Bana baban Ebu Bekiri ve kardeşini (Abdurrahmanı) bir yazı yazmam için çağır. Çünkü gerçekten ben, bir temenni edicinin şöyle temenni etmesinden ve ben öldükten sonra şöyle demesindenkorkuyorum: “Ene evla = Ben bu işe (hilafete) daha layıkım.” Sonra Resulullah, ALLAH ve mü’minler ancak Ebu Bekire razı olur.”(et-Tac, III, 309; K. Fezail. Müslim Fezailus-Sahabe, 11; el-Halebi, İnsanul Uyun, I-III, Beyrut 1980, III, 456; İslam ve Hilafet, s. 156,) değerlendirmesini yaparak bundan vazgeçmiştir.

Yani vasiyeti hilafettir. Halife olarak Hz.Ebu Bekir'in gelmesini istediğini bildirmiştir. Yani ahireti ilgilendiren bir vasiyet sözkonusu değildir. Sadece hilafet olayı ile ilgilidir.

Kamuran:
Bozkurtşamil kardeş Kırtas olayı ile alakalı kaynaklarda geçen tüm rivayetleri biliyorum,olayın detayınıda biliyorum,
Bu konuda İmam Rabbaninin akıllara zarar yorumunuda biliyorum,ama açık konuşauım burda ismini zikrettiğiniz doç.dr.Murat Sarıcıkın yaptığı kadar küstahça bir yorumuda okumamıştım,sayenizde bir yaşıma daha girdim.
"
Adam açıkça KURAN nazil oldu,din tamamlandı sünnette açıkça biliniyorsu o zaman Resulullahın tavsiyelerine yada yazacağı bir vasiyete ihtiyaç yoktu" diyor.

Kusura bakmayın ama ben böyle bir izahatıda böyle bir görüşüde,böyle tanıtılan bir peygamber anlayışında red ediyorum,beğenen okusun istifade etsin ben almayayım.

bozkurtshamil:
Kardeşim vasiyeti halifelikle ilgilidir. Din'in tamamalndığı zaten ayetle bellidir. Diğer yorumları doğru buluruz veya bulmayız önemli olan o gün peygamerin evinden herkes uzaklaşınca Hz.MUHAMMED'in eşine bu konuda ne dediğidir. Üstte de Hz.Aişe'nin halifeliğe Hz.Ebu Bekir'in işaret ediğine dair izahatı mevcuttur. Zaten ben de bu olaydan kastın Hz.Ali'ye hilafet verilmek olmadığını söylemek istiyorum. Peygamberin Hz.Ali'yi başka yerlerde hilafete geleceğini söylemesi olayları vardır. Fakat ilk halifelik değildir. Zaten 4.halife olduğundan dolayı bu söz tahakkuk etmiştir.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa