ASB

 

Elçilerimiz Lût'a gelince onlar yüzünden kaygılandı, onlar için arşını daraldı (ne yapacağını şaşırdı): "Bu, çetin bir gündür!" dedi. (Hûd: 52/77)

52/77'nci melekler Lût'un evine gelmişler; güzel delikanlılar biçiminde gelen melekleri Lût, insan sandığı için sıkılmağa başlamış, oğlanlara düşkün olan kavminin bu genç konuklarına saldıracaklarından korkmuş.

Âyette geçen 'aşîb  asb   kökünden gelir. Eldeki mafsal boğumlarının her birine 'aşab dendiği gibi vücutta duyum ve iletişimi sağlayan sinirlerin her birine de 'aşab denilir. Çoğulu a'sâb'dır. 'Usbe (i . .fi. e) de birbirine bağlı, dayanışmalı cemâat demektir.

(Kardeşleri) Dediler ki: "Biz bir topluluk olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman biz tamamen beceriksiz kimseleriz, demektir!" (Yûsuf: 53/14)

53/14'ncü âyette Yûsuf u kıra götürmek isteyen kardeşlerinin, babalarına kendilerinin dayanışmalı bir topluluk olduklarını, onu koruyacaklarını söy­ledikleri anlatılmaktadır.

 Karun, Musa'nın kavminden idi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz kendisine öyle hazineler vermiştik ki onun (hazinelerinin) anahtarlarını (taşımak), güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Kavmi ona demişti ki: "Şımarma, Allah, şımarıkları sevmez." (Kasas: 49/76)

49/77'nci âyette Kaarûn'un, anahtarlarını neredeyse güçlü bir cemâatin taşıyamayacağı kadar çok hazinesi olduğu bildiriliyor.

Aynı kökten 'işâbe  başa sarılan örtü, sarıktır[1].


 

[1] Müfredat: s. 336

Prof. Dr. Süleyman Ateş, Kur’an Ansiklopedisi, Kuba Yayınları: 24/13.