|
|
Cüz : 28 |
99 / 65 TALÂK (1-5) |
557 |
|
يَآاَيُّهَا النَّبِىُّ اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللهَ رَبَّكُمْ لاَ تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلاَ يَخْرُجْنَ اِلاَّ اَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ اللهِ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لاَ تَدْرِى لَعَلَّ اللهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَلِكَ اَمْرًا -1, فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَاَشْهِدُوا ذَوَىْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَاَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ اْلاَخِرِ وَمَنْ يَتَّقِ اللهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا -2, وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لاَ يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللهِ فَهُوَ حَسْبُهُ اِنَّ اللهَ بَالِغُ اَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا -3, وَالَّئِ يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِنْ نِسَآئِكُمْ اِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلاَثَةُ اَشْهُرٍ وَالَّئِ لَمْ يَحِضْنَ وَاُولاَتُ اْلاَحْمَالِ اَجَلُهُنَّ اَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَنْ يَتَّقِ اللهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ اَمْرِهِ يُسْرًا -4, ذَلِكَ اَمْرُ اللهِ اَنْزَلَهُ اِلَيْكُمْ وَمَنْ يَتَّقِ اللهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُعْظِمْ لَهُ اَجْرًا -5,
Boşanma problemi ve boşanmadan sonra bekleme süreleriyle alakalı kuralları ve bu zaman içe-risinde yeme, içme ve mesken durumlarını çocuk varsa emzirme durumlarını anlatıp, geçmiş toplumlardan Allah ve Rasûlüne diretenlerin akıbetlerinden de bahsedilip gökleri yeri yaratanın Allah olduğu vurgulanarak sûre son bulur. Kısa Nisâ sûresi de denilir.
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Ey peygamber! Kadınları boşamaya niyetlendiğinizde onlar için belir-lenmiş müddeti gözeterek boşayın ve süreyi dikkatlice hesaplayın. Rabbiniz olan Al-lah’ın kitabıyla işlerinizi düzenleyin, onları evlerinizden kovmayın, kendileri de çıkma-sınlar ve açıkça hayasız davranışlarda bulunmadıkça onlar o evden ayrılmak zorunda bırakılmasın. Bunlar boşanma hakkında Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah tarafın-dan konulan sınırları aşarsa, yaratılış gayesi dışında yaşamış olacağından kendisine haksızlık etmiş olur. Sen bu boşanmadan sonra Allah’ın ortaya ne çıkaracağını bile-mezsin. Belkide Allah onun kalbini eşine karşı sevgiyle doldurup pişmanlığa sevkede-bilir.
2 Bekleme sürelerinin sonuna yaklaştıkları zaman onları uygun bir şekilde tutun, evliliğiniz devam etsin ya da güzellikle ayrılın ve kendi aranızdan dürüstlüğü bili-nen iki kişi verdiğiniz karara şahit olarak bulunsun. Ey şahitler! Siz de Allah için dos-doğru şahitlik yapın. İşte Allah’a ve ahiret gününe inananlara böylece öğüt verilmekte-dir. Ve kim yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışırsa, her işinde ona bir çıkış imkanı sağlar. 3 Ve ummadığı, hesaplayamadığı bir yönde onu rızıklandırır. Kim Allah’a gü-venip dayanırsa, Allah ona yeter. Gerçek şu ki Allah istediği her işi sonucuna ulaştırır ve Allah herşey için bir ölçü belirleyip ortaya koymuştur.
4 Ay hali görmekten kesilen ve hiç ay hali görmeyen kadınlarınıza gelince, onların bekleme süreleri hakkında eğer şüphe ederseniz, onun süresi üç ay olacaktır. Hamile olanların bekleme süreleri ise, doğum yaptıklarında sona erecektir. Her kim de yolunu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışırsa, Allah da ona her işinde kolaylık verir. 5 Bu Allah’ın size indirdiği buyruğudur. Kim yolunu Allah ile bulmaya çalışırsa, Allah onun kötülüklerini örtüp temizler ve mükafatını büyütür. 8
|
|
558 |
99 / 65 TALÂK (6-12) |
Cüz : 28 |
|
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلاَ تُضَارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّ وَاِنْ كُنَّ اُولاَتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتَّى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاَتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُ اُخْرَى -6, لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهِ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّآ اَتَيهُ اللهُ لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا اِلاَّ مَآ اَتَيهَا سَيَجْعَلُ اللهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا -7, وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَاهَا عَذَابًا نُكْرًا -8, فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْرًا -9, اَعَدَّ اللهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فَاتَّقُوا اللهَ يَآاُولِى اْلاَلْبَابِ الَّذِينَ اَمَنُوا قَدْ اَنْزَلَ اللهُ اِلَيْكُمْ ذِكْرًا -10, رَسُولاً يَتْلُو عَلَيْكُمْ اَيَاتِ اللهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا قَدْ اَحْسَنَ اللهُ لَهُ رِزْقًا -11, اَللهُ الَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَمِنَ اْلاَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ اْلاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوآ اَنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَاَنَّ اللهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًا -12,
7 6 O halde boşadığınız fakat bekleme süreleri bitmemiş olan kadın-ların sizinle aynı yerde aynı imkanları kullanarak geçinmelerini sağlayın ve on-ları rahatsız edip hayatlarını çekilmez hale getirmeyin. Eğer hamile iseler, do-ğumlarını yapıncaya kadar onlar için her türlü harcamayı yapın. Boşanma ke-sinleştikten sonra çocuğunuzu emzirirlerse onlara emzirme ücretlerini ödeyin bu emzirme işinde her iki taraf ve çocuğun menfatine uygun olan şekli aranız-da görüşün ve kararlaştırın, boşanıp ayrıldık diye küsüşüp birbirinize zorluk çı-karmayın. Eğer aranızda emzirme meselesinde bir zorluk çıkarsa yani baba cimrilik edip gerekeni vermez, ana da emzirmeye nazlanırsa o vakit onu baba-nın hesabına diğer bir kadın emzirsin. 7 Bütün bu durumlarda geniş imkanlara sahip olan kişi imkanına göre nafaka versin. Rızık imkanları dar olan kimse ise Allah’ın kendisine verdiğine uygun biçimde nafaka vermiş olsun. Allah hiçbir kimseye kendi verdiğinden daha fazlasından yükümlü tutmaz. Allah güçlükten sonra mutlaka kolaylık verecektir.
/ 8 Nice şehirler var ki halkı Rablerinin ve O’nun peygamberlerinin emrine karşı gelmiştir de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları dehşetli bir azaba çarptırmışızdır. 9 Derken onlar yaptıklarının karşılığını tatmışlardır ve bu dünyada yaptıkları işlerin sonu zarar ve ziyan olup gitmiştir. 10 Ahirette de Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan akıl sahipleri! Yolunuzu Allah’ın kitabı vasıtasıyla bulun. Gerçekten O sizin için uyarıcı olan Kur’ân’ı indirmiştir. 11 Allah’ın apaçık mesajlarını size aktarıp okuyan bir elçi göndermiştir ki, iman edip doğru dürüst işler yapanları zifiri karanlıktan aydınlı-ğa çıkarabilsin. Kim Allah’a inanıp doğru ve yararlı işler yaparsa, Allah onu i-çinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere koyacaktır. Allah cennette onlara güzel, bol rızıklar hazırlamıştır.
12 Allah yedi kat göğü yerden de bir o kadarını yaratandır. O’nun em-ri, kanunu iradesi yerle gök arasında hükmünü sürdürmektedir ki, Allah’ın her-şeye gücü yettiğini ve Allah’ın bilgisinin gerçekten de herşeyi kavrayıp kuşattı-ğını anlamanız içindir.