552

110 / 62 CUM’A (1-8)

Cüz : 28

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَمَا فِى اْلاَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ -1, هُوَ الَّذِى بَعَثَ فِى اْلاُمِّيِّينَ رَسُولاً مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ اَيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفِى ضَلاَلٍ مُبِينٍ -2, وَاَخَرِينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ -3, ذَلِكَ فَضْلُ اللهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَآءُ وَاللهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ -4, مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَيةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ اَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاَيَاتِ اللهِ وَاللهُ لاَ يَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ -5, قُلْ يَآاَيُّهَا الَّذِينَ هَادُوآ اِنْ زَعَمْتُمْ اَنَّكُمْ اَوْلِيَآءُ لِلَّهِ مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ -6, وَلاَ يَتَمَنَّوْنَهُ اَبَدًا بِمَا قَدَّمَتْ اَيْدِيهِمْ وَاللهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ -7, قُلْ اِنَّ الْمَوْتَ الَّذِى تَفِرُّونَ مِنْهُ فَاِنَّهُ مُلاَقِيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -8,

62    CUM’A SÛRESİ

İslâm davetini engellemek için Medine’deki Yahudilerin yaptıkları tüm çabalar boşa gitmiş hepsi böl-geyi terketmişlerdi. Tüm Yahudiler peygamberin kendilerinden geleceğini tahmin ederler, ümmî Araplardan gel-mesini istemezlerdi. Tevrat’ı bilmelerine rağmen O’na aykırı hareketle kitap yüklü merkeplere benzetilen bu kimseler Allah’ın sevgili kulları olduklarını da söyleyen fakat ölümü de istemiyen Yahudilerden bahseden bu sûre Cuma namazı hükümlerinden bahsederek son bulur.

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

/ 1 Göklerde ve yerde olan herşey, herşeye sahip olan, ayıp ve nok-sanlıklardan uzak olan, mağlup olmayan güce sahip ve yaptığı herşeyi yerli yerin-ce yapan, Allah’ın sınırsız şanını yüceltmektedir. 2 O Allah ki, kitap ve okuma ile ilgisi olmayan bir topluma, kendi aralarından kendilerine, Allah’ın mesajını aktaran, onları küfür, şirk ve nifak gibi hastalıklardan arındıran, ilâhî kelamı ve hikmeti öğ-reten bir elçi göndermiştir ki, oysa onlar bundan önce, apaçık bir sapıklık içindey-diler. 3 Allah bu peygamberi, daha sonra gelecek olan, diğer toplumlara da gön-dermiştir. Bunlar kıyamete kadar gelecek olan insanların hepsidir yani bu din ve bu peygamber evrensel olup tüm insanlığa gönderilmiştir. Mağlup edilemeyen tek güçlü O’dur, yaptığı herşeyi yerli yerince yapan da yine O’dur. 4 İşte bu peygam-berlik ve Kur’ân, Allah’ın bir lütfudur. O’nu dilediğine verir. Çünkü Allah, lütfunda sınırsızdır.

5 Kendilerine Tevrat verilip, içindekileri yapmakla mükellef kılınan, sonra da O’nunla amel etmeyip, O’ndan faydalanmayan Yahudilerin durumu, faydalı ki-taplar taşıyan eşeklerin durumuna benzer. Allah’ın ayetlerini yalanlamaya alışmış olanların durumu ne kötüdür. Çünkü Allah, böyle yaratılış gayesi dışında yaşantı sürdürenleri, asla doğru yola çıkarmaz. 6 De ki: Ey Yahudiler! Diğer insanlardan ayrı olarak, Allah’ın gözdesi ve dostları olduğunuzu iddia ediyor ve bu davanızda da gerçekçi bulunuyorsanız, durmadan ölümü temenni edin ki, bu sıkıntılı dünya-dan, ikram ve nimetler yurduna taşınmış olasınız. 7 O Yahudiler elleriyle işledikleri kötü işler yüzünden, ölümü asla temenni etmezler ve Allah bunlar gibi yaratılış ga-yesi dışında yaşayanları hakkıyla bilendir. 8 De ki: Bakın kendisinden kaçtığınız ö-lüm, eninde sonunda sizi yakalayacaktır. O zaman, hem yaratılmışların akıl ve du-yularıyla kavrayamadıkları şeyleri, hem de duyular ve akıl yoluyla kavranabilen herşeyi bilen Allah’a döndürüleceksiniz. Derken O size orada, hayattaki bütün yaptıklarınızı haber verecektir.


 

 

 

Cüz : 28

110 / 62 CUM’A (9-11)   104

553

 

 

يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوآ اِذَا نُودِىَ لِلصَّلَوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلَى ذِكْرِ اللهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ -9, فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلَوةُ فَانْتَشِرُوا فِى اْلاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللهِ وَاذْكُرُوا اللهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ -10, وَاِذَا رَاَوْا  تِجَارَةً اَوْ لَهْوًا انْفَضُّوآ اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَآئِمًا قُلْ مَا عِنْدَ اللهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ -11,

/ 9 Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınızda, her türlü dünyevî alışverişi bırakıp Allah’ı anmaya, yani hutbeyi dinleyip namazı kılmaya koşun. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. 10 Ve cuma namazı kılınıp bittiğinde, yer-yüzüne serbestçe dağılın ve Allah’ın lütfundan rızkınızı aramaya devam edin ve Allah’ı namaz dışında da daima hatırlayın ki, mutluluğa erişebilesiniz. 11 Böyle iken insanlar-dan bir kısmı, kıtlık senesinde ticaret kervanının geldiğini haber alınca veya dünyevî bir kazanç yada geçici bir eğlence gördükleri zaman, ona doğru koşup seni mescidde ayakta bırakıverirler. De ki: Allah katında olan nimetler, cennetler ve sevap bütün geçi-ci eğlencelerden ve bütün kazançlardan çok daha hayırlıdır ve Allah rızık verenlerin de en hayırlısıdır.