|
|
414 |
75 / 32 SECDE (1-11) |
Cüz : 21 |
|
الم -1, تَنْزِيلُ الْكِتَابِ لاَ رَيْبَ فِيهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ -2, اَمْ يَقُولُونَ افْتَرَيهُ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا اَتَيهُمْ مِنْ نَذِيرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ -3, اَللهُ الَّذِى خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِهِ مِن وَلِىٍّ وَلاَ شَفِيعٍ اَفَلاَ تَتَذَكَّرُونَ -4, يُدَبِّرُ اْلاَمْرَ مِنَ السَّمَآءِ اِلَى اْلاَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ -5, ذَلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ -6, اَلَّذِى اَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ اْلاِنْسَانِ مِنْ طِينٍ -7, ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلاَلَةٍ مِنْ مَآءٍ مَهِينٍ -8, ثُمَّ سَوَّيهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِنْ رُوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَاْلاَبْصَارَ وَاْلاَفْئِدَةَ قَلِيلاً مَا تَشْكُرُونَ -9, وَقَالُوآ ءَ اِذَا ضَلَلْنَا فِى اْلاَرْضِ ءَ اِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍ بَلْ هُمْ بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ -10, قُلْ يَتَوَفَّيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذِى وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلَى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ -11,
Bu sûrede yine Allah, peygamberlik ve ölümden sonraki dirilme konularına ağırlık verir. Kur’ân’a olan tüm şüphe ve tereddütleri yok eder. Mü’minler için hazırlanan ebedi nimetleri bulunduran cennet ve kâ-firler için hazırlanan cehennem ve azabı anlatarak sona erer.
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Elif, Lâm, Mîm. 2 Kendisinde şüphe olmayan bu kitabın indirili-şi, alemlerin Rabbi tarafındandır. 3 Yoksa O’nu, Muhammed kendinden mi uy-durdu? diyorlar. Hayır O, Rabbinden gelen bir gerçektir, senden önce kendile-rine bir korkutucu gelmemiş olan topluluğu, doğru yolu bulsunlar diye, korkut-man için indirilmiştir. 4 O Allah ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunan her-şeyi, altı devrede yaratmış ve sonra kudretiyle arşa hakim olmuştur. O’nun dışında, sizin dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Artık iyice düşünüp öğüt almaz mısınız? 5 Gökten yere bütün işleri düzenleyip yöneten O’dur. Sonra tüm işler, sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde, O’na yükselir. Yani siz insanların, tarihlerindeki bin yıllık olaylar, Allah’a göre bir günlük bir iştir. 6 İşte O Allah, yaratılmışların kavrayış alanı ötesindeki şeyleri de, duyuları ve akılla-rıyla kavrayabildiklerini de bilir. O güçlüdür, O’nun gücüne hiçbir güç erişemez, O merhametlidir.
7 O Yarattığı herşeyi, en mükemmel şekilde yapandır. Nihayet insa-nın yaratılışını balçıktan başlatmıştır. 8 Sonra onun soyunu, basit bir sıvı ö-zünden sürdürür. 9 Sonra ona, yaratılış amacına uygun bir şekil verip, kendi ruhundan üfler ve böylece sizi hem işitme, hem görme melekeleri, hem de dü-şünce ve duyularla donatır. Buna rağmen, ne kadar da az şükrediyorsunuz.
10 Ve dediler ki: Yeryüzüne karışıp kaybolduktan sonra mı, yeniden yaratılacağız? Hayır, onlar buna inanmamakla, Rablerine kavuşmayı inkâr et-mektedirler.
11 De ki: Sizin için görevlendirilmiş olan ölüm meleği, bir gün canınızı alır ve sonra hep birlikte, Rabbinize döndürülürsünüz.
|
|
Cüz : 21 |
75 / 32 SECDE (12-20) |
415 |
|
وَلَوْ تَرَى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُسِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا اِنَّا مُوقِنُونَ -12, وَلَوْ شِئْنَا لاَتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَيهَا وَلَكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنِّى لاَمْلئَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَعِينَ -13, فَذُوقُوا بِمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَذَا اِنَّا نَسِينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -14, اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاَيَاتِنَا الَّذِينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ -15, تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ -16, فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا اُخْفِىَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍ جَزَآءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ -17, اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ فَاسِقًا لاَ يَسْتَوُنَ -18, اَمَّا الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوَى نُزُلاً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ -19, وَاَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوَيهُمُ النَّارُ كُلَّمَا اَرَادُوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا اُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِى كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ -20,
/ 12 Günahlara batıp gidenlerin, hesap günü başlarını eğerek Rablerinin huzurunda, şimdi gerçekleri gördük ve duyduk, öyleyse bizi yeryü-zündeki hayatımıza geri döndür ki, doğru ve yararlı işler yapalım, doğrusu şim-di adamakıllı inandık, dedikleri zamanki hallerini bir görsen!
13 Eğer dileseydik herkesi doğru yola ulaştırırdık, ancak herkesin zorlamayla değil kendi istekleriyle inanmalarını istedik ama tarafımdan şu söz de kesinlik kazandı: “Cehennemi mutlaka insanlarla ve cinlerle dolduracağım.”
14 Artık bu güne kavuşmayı unutup, umursamamanın cezasını çekin bakalım. Şimdi biz de sizi unuttuk, öyleyse yapmış olduğunuz her türlü kötü-lükten dolayı, bu ebedi azabı tadın bakalım.
15 Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki, ayetlerle kendilerine ö-ğüt verildikçe derin bir hayranlık ve saygıyla secdeye kapanırlar ve Rablerinin sınırsız güç ve kuvvetini hamd ile yüceltenler ve asla büyüklük taslamazlar. 16 Onlar, yataklarından geceleri kalkarak, korku ve ümit içinde, Rablerine yalva-ranlardır ve kendilerine geçinmeleri için verdiğimizden, başkalarına harcayan-lardır.
17 Böyle davranan mü’minlere gelince, yaptıklarından dolayı mükafat olarak, öteki dünyada onlara şimdiye kadar gizli kalan, göz aydınlığı olarak, onlar için nelerin saklanıp bekletildiğini hiç kimse bilip hayal edemez.
18 Zaten bu dünyada iman etmiş olan kimse, yoldan çıkmış biriyle, hiç mukayese edilebilir mi? Bunlar elbette bir olmazlar.
19 İman edip, doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, yaptıklarına karşılık, Allah’tan bir mükafat olarak, gerçek sığınak ve barınak olan cennetler vardır.
20 Fakat Allah’ın buyruklarından çıkanlara gelince, onların varacakla-rı son barınakları ateştir. Oradan çıkmak isteyecekleri zaman, tekrar atılırlar o-raya ve kendilerine: “Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını, şimdi tadın baka-lım” denir. 8
|
|
416 |
75 / 32 SECDE (21-30) |
Cüz : 21 |
|
وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ اْلاَدْنَى دُونَ الْعَذَابِ اْلاَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ -21, وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاَيَاتِ رَبِّهِ ثُمَّ اَعْرَضَ عَنْهَا اِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنْتَقِمُونَ -22, وَلَقَدْ اَتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلاَ تَكُنْ فِى مِرْيَةٍ مِنْ لِقَآئِهِ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنِى اِسْرَآئِيلَ -23, وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا وَكاَنُوا بِاَيَاتِنَا يُوقِنُونَ -24, اِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَيمَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ -25, اَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَاكِنِهِمْ اِنَّ فِى ذَلِكَ لاَيَاتٍ اَفَلاَ يَسْمَعُونَ -26, اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَسُوقُ الْمَآءَ اِلَى اْلاَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهِ زَرْعًا تَأْكُلُ مِنْهُ اَنْعَامُهُمْ وَاَنْفُسُهُمْ اَفَلاَ يُبْصِرُونَ -27, وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْفَتْحُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ -28, قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لاَ يَنْفَعُ الَّذِينَ كَفَرُوا اِيمَانُهُمْ وَلاَ هُمْ يُنْظَرُونَ -29, فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانْتَظِرْ اِنَّهُمْ مُنْتَظِرُونَ -30,
7 21 Biz, belki dönerler diye pek büyük bir azap olan, kıyamet aza-bından önce, onlara daha yakın olan, dünya felaketleri ve yenilgisini tattıraca-ğız.
22 Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çevi-renden daha zalim, yani yaratılış gayesi dışında yaşayan kim olabilir? Bu şe-kilde, günaha batmış olanlardan biz, intikamımızı mutlaka alacağız.
/ 23 Andolsun biz, Musa’ya kitap verdik. Öyleyse sana ilettiğimiz vahiyde, aynı hakikat ile karşılaşacağından kuşkuya düşme veya Musa’ya ki-tap verilmesi konusunda bir kuşkun olmasın veya miraçta ve ahirette Musa’ya kavuşacağından şüphe etme. Biz İsrailoğullarına o kitabı, doğru yolu gösteren bir rehber yapmıştık. 24 Ve İsrailoğullarının içinden her türlü sıkıntı ve zor-luklara katlandıkları takdirde onları emrimizle doğru yola iletip, yönelten ön-derler kıldık. Onlar bizim ayetlerimize adamakıllı inanıyorlardı. 25 Şüphe yok ki Allah, ayrılığa düştükleri tüm konularda, kıyamet günü insanlar arasında hükmedecektir.
26 Onlardan önce nice toplumları helak etmemiz, onları doğru yola sevketmez mi? Onların yurtlarında gezip durmaktalar. Bunda apaçık ibretler ve dersler vardır, hâlâ hakkın sesini dinlemezler mi?
27 Üzerinde ot bitmeyen kuru topraklara, yağmur indirip kendilerinin ve hayvanlarının yiyeceği bitkileri, bizim yeşerttiğimizi görmezler mi?
28 Ama inanmayanlar: “Eğer söyledikleriniz doğru ise, sizinle bizim aramızda bu dünyada veya ahirette, karar ne zaman verilecek?” diye soruyor-lar.
29 De ki: “O karar günü, yani kıyamet günü, Allah’tan gelen gerçekle-ri örtbas edenler, imana gelseler de, faydası yok. Onlara mühlet de verilmeye-cek, yüzlerine de bakılmayacak.”
30 Ey Muhammed! Artık onlardan yüz çevir, onlara aldırma, onların başına gelecek olan Allah’ın azabını bekle, zaten onlar da zamanın belaları-nın, size gelmesini beklerler.