SU­NUŞ

Ça­ğı­mız iki vâkıayı bir­lik­te ya­şı­yor: Bir yan­dan her tür­den bil­gi, kütlevî araç­lar­la top­lum­la­rı et­ki­li­yor. Di­ğer yan­dan ise bü­tün İslâm ül­ke­le­ri hal­kı ve ay­dın­la­rı ile de­rin bir "Islâmî bil­gi aç­lı­ğı" için­de­ler. Bu­nun an­la­mı şu: Eğer siz hal­kı­nı­zı İslâm'la do­yu­ra­ma­dı ise­niz, bi­ri­le­ri ge­lip boş be­yin­le­re ken­di ürün­le­ri­ni dol­du­ra­cak­lar. Bil­gi ola­rak, kül­tür ola­rak, dav­ra­nış mo­del­le­ri ola­rak, top­ye­kün ha­yat ola­rak...Bu­gün böy­le bir teh­li­ke­nin için­de İslâm top­lum­la­rı...TV ile, ga­ze­te­ler­le, ki­tap­lar­la, eği­tim ku­rum­la­rı ile ve İslâm dı­şı ha­ya­tı em­po­ze eden sis­tem­ler­le...İslâm özel­lik­le­rin­den uzak ve git­tik­çe da­ha da uzak­la­şan bir be­yin üre­ti­li­yor. Dev ile­ti­şim araç­la­rı­nın her top­lum ke­si­mi­ne gö­re bi­çim­len­miş  bil­gi ve dav­ra­nış mo­del­le­ri var. Bir iş­ken­ce ya­şar gi­bi İslâm top­lum­la­rı...Yu­kar­dan mü­te­ma­di­yen dü­şen dam­la­lar, bir sü­re son­ra ka­fa­la­ra na­sıl bal­yoz dar­be­si gi­bi ça­kı­lır­sa ay­nen öy­le...Bir kül­tür ve bil­gi iş­ken­ce­si var ki di­ren­mek güç...

Bu­na kar­şı tek ça­re var: Bil­gi se­fer­ber­li­ği. Onun da ça­re­si, bir an ön­ce İslâm'ın ken­di dün­ya­la­rı­na yö­nel­mek. Top­lu­mu İslâm dı­şı bil­gi sağ­na­ğın­dan ko­ru­ya­cak ve islâmî bil­giy­le do­na­ta­cak bir se­fer­ber­li­ğin dün­ya­sı­na...İslâm in­sa­nı­nın in­şa­sı­nı te­mel ka­bul et­miş bir dün­ya­ya...

He­def bu dün­ya­nın in­şa­sı ol­ma­lı­dır. An­cak bu dün­ya­ya yö­ne­li­şin yo­lu da yi­ne bil­gi­len­me­den ge­çi­yor. Müs­lü­man­ca bir ha­yat için, asgarî öl­çü­de, İslâm'ın inanç, iba­det ve gün­lük ya­şa­yı­şa iliş­kin hü­küm­le­ri­ni bil­mek ge­re­kir. Bil­gi­siz ha­yat, ha­yat­sız da İslâm ol­maz çün­kü. Hay­red­din Ka­ra­man Ho­ca, "Bü­tün müs­lü­man­la­rın dinî bil­gi ve uy­gu­la­ma ba­kı­mın­dan du­rum­la­rı­nın ke­siş­ti­ği, bir­leş­ti­ği bir or­tak sa­ha var­dır" di­yor ve bu or­tak sa­ha­nın bil­gi­si­ne "il­mi­hal" de­nil­di­ği­ni be­lir­ti­yor. Öy­ley­se il­mi­hal, islâmî bil­gi­len­me ve ha­ya­tın elifbâsıdır bir tür­lü...İslâm'ın bü­tü­nüy­le ya­şan­dı­ğı dün­ya­ya o ka­pı­dan gi­ri­le­rek va­rı­lır. Bir il­mi­hal çer­çe­ve­sin­de ol­sun islâmî ha­yat du­yar­lı­ğı ta­şı­na­rak va­rı­lır.

Bu­nun­la bir­lik­te ge­rek­li olan, sa­de­ce her­han­gi bir il­mi­hal de­ğil, özel­lik­li bir il­mi­hal­dir de...Yi­ne Ka­ra­man Ho­ca'nın ifa­de­siy­le " me­tod ve muh­te­va ba­kı­mın­dan" ça­ğın şart­la­rı­nı kar­şı­la­ya­cak özel­lik­te, "çe­şit­li yaş ve baş grup­la­rı­na hi­tab eden, bir yan­dan bil­gi ve­ren, bir yan­dan sa­vu­nan, bir yan­dan muh­te­mel te­ca­vüz­le­re kar­şı ha­zır­la­yan" il­mi­hal­ler­di ge­rek­li olan...

Bu yıl Al­tı­no­luk, islâmî ha­yat ve bil­gi­len­me yo­lun­da­ki hiz­me­ti­ni bir il­mi­hal­le sür­dür­me­yi plan­la­dı. Ay­rı­ca, özel­lik­li bir il­mi­hal ol­ma­sı­nı da ar­zu et­ti. Bu ni­yet­le, Ulu­dağ Üni­ver­si­te­si İlâhiyat Fa­kül­te­si İslâm Hu­ku­ku öğ­re­tim üye­si muh­te­rem Doç.Dr. Ham­di Dön­dü­ren'den bir il­mi­hal ha­zır­la­ma­sı­nı is­tir­ham et­ti. Dü­şün­dü­ğü çer­çe­ve­yi de bil­dir­di. Ken­di­le­ri­nin de ta­sa­rı­la­rı var­dı. Kar­şı­lık­lı dü­şün­ce­ler kay­naş­tı ve yo­la çı­kıl­dı. De­ğer­li ilim ada­mı­mız il­mi­hal için bü­yük gay­ret gös­ter­di. Bu sa­ha­da za­ten önem­li bir bi­ri­ki­mi var­dı. O bi­ri­ki­mi ta­mam­la­yan yo­ğun me­sai ile eli­niz­de­ki eser or­ta­ya çık­tı. Kul ya­pı­sı hiç­bir eser ku­sur­suz de­ğil­dir. Ku­sur bu eser­de de şüp­he­siz var­dır. Ama şu ese­rin ihlâslı bir gay­re­tin ürü­nü ol­du­ğu­nu be­lir­te­bi­li­riz sa­nı­yo­ruz. Hem ilmî ça­lış­ma saf­ha­sın­da, hem de tek­nik ha­zır­la­nı­şın­da...

Ya­yı­ne­vi ola­rak, Al­tı­no­luk'un gay­ret­le­ri­ni ta­mam­la­ma­yı, de­ğer­li Ho­ca­mı­zın ilmî me­sa­i­si­ne lâyık bir ti­tiz­li­ği gös­ter­me­yi ga­ye bil­dik. İn­şa­al­lah, gö­nül­ler­de­ki­ne yak­la­şan bir eser or­ta­ya çık­mış­tır. Di­le­ği­miz, gös­te­ri­len gay­ret­le­rin mü'min­le­rin ha­ya­tı­na İslâm'ın gü­zel­lik­le­ri ha­lin­de yan­sı­ma­sı­dır. Er­kam Ya­yı­ne­vi, öl­çü­le­rin İslâmlaşmasına kü­çü­cük bir kat­kı­sı olur­sa, bir mü'mi­nin iba­de­tin­de­ki dua kı­rın­tı­sın­dan na­sib alır­sa ken­di­si­ni mut­lu his­se­de­cek­tir. Al­lah'ın yar­dı­mı, lüt­fu, nus­re­ti, ik­ra­mı siz­ler­le, tüm mü'min­ler­le ol­sun.Âmin.

                                                              

                                                 ER­KAM YA­YI­NE­Vİ

 

ÖN­SÖZ

 

Her müs­lü­ma­nın dinî gö­rev­le­ri­ni ye­ri­ne ge­ti­re­cek, helâl ile ha­ra­mı, hak ile bâtılı bir­bi­rin­den ayı­ra­cak ka­dar bil­gi sa­hi­bi ol­ma­sı farz­dır. Yü­ce Al­lah’ın Kur’an-ı Ke­rim’de ilk em­ri “oku” ol­muş­tur. “Ya­ra­tan Rab­bi­nin adı ile oku.”1 âyeti oku­ma­nın, öğ­ren­me­nin öne­mi­ne işa­ret et­mek­te­dir. Hz. Pey­gam­ber (s.a) de şöy­le bu­yur­muş­tur: “İlim öğ­ren­mek her müs­lü­man er­kek ve ka­dı­na farz­dır.”2

Eli­niz­de­ki eser, her müs­lü­ma­nı özel­lik­le iba­det­ler ve gün­lük ha­yat­ta kar­şı­la­şı­lan önem­li ba­zı me­se­le­ler ko­nu­sun­da va­hiy ve sün­net­le kar­şı kar­şı­ya ge­tir­mek ama­cı­nı ta­şı­mak­ta­dır. İslâm’ın esas­la­rı iki te­me­le da­ya­nır. Kur’an-ı Ke­rim ve Ra­su­lul­lah’ın sün­ne­ti. Bu iki kay­nak­tan hü­küm çı­kar­mak müc­te­hid­le­rin işi­dir. An­cak çı­ka­rıl­mış olan hü­küm­le­ri va­hiy ve sün­net­te­ki kay­nak­la­rı ile öğ­re­nip amel et­me­ye ça­lış­mak da her mü­mi­nin gö­re­vi­dir. eş-Şevkânî’ye (ö.1250/1832) gö­re, sa­ha­be, tabiûn ve etbâut-tâbiîn’den ic­ti­had de­re­ce­si­ne ula­şa­ma­yan­lar mu­ay­yen bir müc­te­hi­di tak­lid et­mi­yor, on­lar­dan prob­lem­le­riy­le il­gi­li de­lil­le­ri so­rup öğ­re­ne­rek bun­la­ra it­ti­ba edi­yor­lar­dı. Bu du­rum ilim adam­la­rı­nı de­lil­le­ri öğ­ren­me­ye zor­la­mış, de­lil­le­rin kuv­vet­li ola­nı ile za­yıf ola­nı­nı tar­tış­ma imkânı doğ­muş­tur. İlk dö­ne­me ait eser­ler­de ge­nel­lik­le de­lil­le­rin zik­re­dil­miş ol­ma­sı da bu­nu gös­te­rir.

Hz. Pey­gam­ber Ve­da hut­be­sin­de şöy­le bu­yur­muş­tur: “Söy­le­dik­le­ri­mi, bu­ra­da bu­lu­nan­lar bu­lun­ma­yan­la­ra ulaş­tır­sın, umu­lur ki, ken­di­si­ne teb­liğ edi­len­ler teb­liğ eden­ler­den da­ha iyi kav­rar­lar.”3

Eser­de hü­küm­le­rin da­yan­dı­ğı de­lil­ler ge­nel ola­rak ve­ril­miş, kay­nak­la­rı alt not­lar­da gös­te­ril­miş­tir. Ese­rin ha­zır­lan­ma­sın­da Ha­ne­fi mez­he­bi esas alın­mak­la bir­lik­te, önem­li nok­ta­lar­da di­ğer mez­hep­ler­le kar­şı­laş­tır­ma­lar ya­pıl­mış­tır. Çün­kü gü­nü­müz­de dün­ya kü­çül­müş, çe­şit­li mez­hep­le­re men­sup müs­lü­man­lar hac, um­re, iş se­ya­ha­ti ve­ya tu­rizm yo­luy­la sık sık bi­ra­ra­ya ge­lir ol­muş­tur. İba­det­ler­de ay­rın­tı sa­yı­la­bi­len mez­hep ay­rı­lık­la­rı­nın çı­kış se­bep­le­ri­ne kı­sa­ca yer ve­ril­miş, böy­le­ce fark­lı mez­hep­ten olan mü­min­le­rin, öz­le il­gi­si bu­lun­ma­yan me­se­le­ler­de mü­sa­ma­ha­lı dav­ran­ma­sı amaç­lan­mış­tır.

Ge­nel an­lam­da Yü­ce Al­lah’ın hoş­nut ve ra­zı ol­du­ğu, te­me­lin­de iman ve ihlâs bu­lu­nan her iş iba­det­tir. Fay­da­lı ilim öğ­ren­mek­ten amaç da amel et­mek­tir. Ak­si hal­de Ce­nabHakk’ın şu hi­ta­bı­na ma­ruz ka­lı­nır: “Ey iman eden­ler! Ken­di yap­ma­dı­ğı­nız şey­le­ri ni­çin söy­le­yip du­ru­yor­su­nuz?”4 Hz. Pey­gam­ber (s.a.s) şöy­le dua eder­di: “Al­la­hım, ba­na öğ­ret­tik­le­rin­den be­ni ya­rar­lan­dır; ba­na ya­rar sağ­la­ya­cak ilim öğ­ret, il­mi­mi ar­tır”5 “Al­la­hım, fay­da­sız ilim­den sa­na sı­ğı­nı­rım.”6

Eser se­kiz bö­lüm­den oluş­muş­tur.

Bi­rin­ci, bö­lüm­de, İslâm’ın te­mel ko­nu­la­rı, din kav­ra­mı, in­sa­nın ya­ra­tı­lı­şı, dün­ya­ya ge­li­şi ve ev­ren­de­ki ko­nu­mu ve so­rum­lu­lu­ğu üze­rin­de du­rul­muş­tur.

İkin­ci bö­lüm­de; te­mel inanç ko­nu­la­rı yer al­mış, her mü­mi­ne ge­re­ken ka­da­rıy­la aki­de me­se­le­le­ri açık­lan­mış­tır.

Üçün­cü bö­lüm­de; te­miz­lik ko­nu­su iş­len­miş, iç, dış ve çev­re te­miz­li­ği açık­lan­mış­tır.

Dör­dün­cü bö­lüm­de; na­maz iba­de­ti, çe­şit­le­ri hü­küm­le­ri ve du­a­la­rı yer al­mış­tır.

Be­şin­ci bö­lüm­de; oruç iba­de­ti, çe­şit­le­ri, hü­küm­le­ri, hik­met­le­ri açık­lan­mış­tır.

Al­tın­cı bö­lüm­de; ze­kat ve fit­re üze­rin­de du­rul­muş, ye­ral­tı ve ye­rüs­tü zen­gin­lik­le­ri­ne, pa­ra, al­tın ve gü­müş stok­la­rı­na, ti­ca­ret mal­la­rı­na, hay­van­la­ra ve ta­rım ürün­le­ri­ne uy­gu­la­na­cak ze­kat hü­küm­le­ri be­lir­til­miş ve bun­la­rın top­lum ha­ya­tı­na ge­ti­re­ce­ği olum­lu so­nuç­la­ra işa­ret edil­miş­tir.

Ye­din­ci bö­lüm­de; hac, um­re ve kur­ban ko­nu­la­rı iş­len­miş­tir. Bu bö­lüm­de uy­gu­la­ma­lı ola­rak hac’da ya­pı­la­cak iba­det­ler­le il­gi­li ve hac ya­pa­na ge­rek­li olan bil­gi­le­re yer ver­li­miş­tir.

Se­ki­zin­ci bö­lüm­de, gün­lük ha­yat­la il­gi­li çe­şit­li hü­küm­ler üze­rin­de du­rul­muş, ai­le ha­ya­tın­da ve­ya ti­ca­ri ve eko­no­mik ha­yat­ta gün­cel ola­rak kar­şı­la­şı­lan prob­lem­ler ve­ril­miş ve çö­züm yol­la­rı aran­mış­tır.

An­cak İslâm’ın bü­tün hü­küm­le­ri­nin bu eser­de yer al­dı­ğı da sa­nıl­ma­ma­lı­dır. İslâm do­ğum­dan ölü­me ka­dar, fert ve top­lum ha­ya­tıy­la il­gi­li mü­na­se­bet­le­ri dü­zen­le­di­ği için, ge­niş kay­nak eser­ler­de bun­lar açık­lan­mış­tır.

Bu eser­de müp­hem olan ve­ya ek­sik ka­lan yön ol­muş­sa oku­yu­cu­la­rı­mı­zın ya­yı­ne­vi­ne ve­ya bi­ze ulaş­tır­ma­la­rı­nı is­tir­ham ede­riz. İd­di­a­dan uzak ola­rak te­li­fi­ne ça­lış­tı­ğı­mız bu mü­te­va­zi ese­rin Yü­ce Rab­bi­mi­zin rı­za­sı­na mu­va­fık ol­ma­sı­nı di­le­rim.

Gay­ret biz­den mu­vaf­fa­ki­yet Yü­ce Al­lah’tan­dır.

 

   Doç. Dr. Ham­di DÖN­DÜ­REN

   Bur­sa, 30 Tem­muz 1991

 

DİPNOTLAR

   1. el-Alak, 96/1

2. İbn Mâce, Mu­kad­di­me, 17.

3. bk. Buhârî, İlm, 30, 37, Zekât, 31, Hacc, 132, Hi­be, 17; Müs­lim, İmân, 378, İmâre, 26, 28, Fi­ten, 13; Hacc, 447.4. es-Saf, 61/2.

5. Tir­mi­zi, Da­a­vat, 128.

6. Tir­mi­zi, Da­a­vat, 68.